Friday, August 8, 2014

Sence de öyle değil mi Ayşenur?

Bir insanın doğum tarihi nedir? Doğduğu gün mü, yoksa ondan sonraki gün mü? Her şeyin sıfırdan başladığı gibi, doğduğun gün de sıfırdasındır, hiçsindir, ondan bir sonraki gün ise artık birsindir, artık birisindir.  İşte biri olduğun gün varlığın kendini bir evin odalarında, yada bir hastanenin koridorlarında masum ağlayışınla belli etmeye başlar. Doğduğun o anda annenden başka kimse yanında değildir. Bazen hiç beklenmedik bir sancıyla başlayan doğumdan o an işiyle meşgul olan babanın bile haberi olmaz. Ama doğduğun gün değil, ondan sonraki gün doğarsın aslında. Doğduğun gün kimseciklerin haberi olmaz, ama ikinci gün eş dost akraba teyze hala dede tüm hepsini yanında bulursun. Çoğu zaman ismin kulağına ikinci gün okunur. Hele de annen-baban isminde çok kararsızsa, ve bir de araya dede girmişse. İlk gün kimsecikler dokunamaz sana, küvözdesindir belkide. Herkes sana camdan bakar, dokunmak okşamak gelir içlerinden, yapamazlar. Ama ikinci gün gelip çattığında tüm akrabaların elinde oyuncağa dönüşürsün. Ancak ikinci gün evine gidebilirsin, belki de senin için çok önceden hazırlanmış bir bebek odası vardır evde, yıllarını, hayatını, geçireceğin o odada ilk günün doğduğun gün değil, yine ikinci günündür. 
--
Doğduğun gün birinci gündü, evet doğru, ama bir önemi yok. Sen hayata gözlerini ikinci günde açtın. 
Sence de öyle değil mi Ayşenur?

No comments:

Post a Comment