Thursday, October 15, 2026

İyi mi oldu şimdi?

 İyi mi oldu şimdi?

Gözümüzün önünde çürüyüp giderken sadece onunla güldük. Yaptığını ayıplamadık, mani de olmadık. Sadece karikatürize ettik ve güldük. O da güldü. Böyle kabul edilmeyi normal gördü. Peki iyi mi oldu şimdi? 

Biz arkadaşlığımızdan razı mıyız arkadaşlar? 

Gözünüzü seveyim, belli değil miydi böyle olacağı? Gözümüzün önünde yangın varken, su dökmek bir kenara; yangını en önden seyrettiniz. Zaman zaman beni de yaksa da, hakikate olan içkin ve kaçınılamaz bir eğilim beni hep doğru saf'ta olmaya itti. Ancak her zaman azınlık kaldım. Yalan mı? Zor olsa da, keyifsiz olsa da doğru olanı neden yapmıyorsunuz? Dümdüz sorayım. 

Ne durumda ne hikayede olursan ol, doğru ve gerçek olan seçeneğin her zaman en DOĞRU şeçenek olduğunun bir tek ben mi farkındayım gerçekten? İnanması güç. Bir yanım her canlının eşit saygıyı hakettiğini ateşli bir şekilde savunsa da, konu insanlara gelince maalesef böyle düşünemiyorum artık. 

Savunma ve başa çıkma mekanizmalarının esiri olan insanları ikiye ayırıyorum kafada; Ağır şanslar altında oraya itilmiş ve başka bir şans verilmemiş kesim bir yana, başka şansları olmasına rağmen ona biçilen yolu izlemek kolay olduğu için denememişler diğer yana.

Sunday, October 4, 2026

Bu aralar #1

Ağustos 2024

Bu aralar...


Yazın sonuna doğru geldik. Bir yazı daha devirdik. 22 yaşıma kadar yazları çok severdim, sonradan ise nedense hep aşılması gereken bir mevsim haline geldi benim için. Nedenini az çok biliyorum aslında. 

Ve yaz mevsimini tekrar nasıl keyifli kılacağımı da biliyorum.

Bu aralar çok düzenli kitap okuyorum. Bir ay içerisinde 4 kitap bitirdim. Benim için büyük bir başarı çünkü liseden sonra ilk defa böyle bir kitap okuma ritmini yakaladım, ki bu kitaplar içerisinde Elif Şafak'ın 400 sayfalık İskender kitabı var. 

Ankara artık beni kaldıramıyor. Yeşil ile maviye olan özlemim artık dayanamayacağım bir seviyeye geldi. 

Bu da tam olarak yaz mevsiminin verdiği hissiyatın değişmesinin sebebi. Her ne kadar komik gelse de, hayatımı bildim bileli yeşile 100, maviye 500 metre uzakta yaşadım sadece. Şimdi ise bir fiil yazları 4 senedir grinin içinde yeşile 100, maviye 500 kilometre uzakta yaşıyorum. Sağolsun Ankara bizi pişirdi, hayata hazırladı. Nice günler, nice geceler, nice kafalar, nice arkadaşlıklar gelip geçti. Bazılarını asla bitmez hep devam eder sandım. Hepsi bitmese de, neredeyse hepsi eski heybetinin bir kabuğu kadar kaldı gözümde. Bu süreçte öğrendiğim her şey için minnettarım yine de, herkese ve her şeye.

Anlıyorum ki, en önemli şey aile. Romanları, kült dizileri, filmleri, klasik şarkıları deneyimliyorum. Etrafımda insanların yaşadığı hikayeleri, sürdürdükleri yaşamı izliyorum. Kendi soyuma bakıyorum. Her biri bana şunu söylüyor; en önemli şey aile.

Bir keresinde annemin dizine yatmıştım, annem saçlarımı okşarken dedi ki ''Keşke biraz rahatlasan, fazla düşünüyorsun''

Ben artık geri dönemem ki anne. Ne ilk ayrıldığım yere sığarım artık, ne de ilk ayrıldığım yer beni kabul eder dönsem de. Ok yaydan çıktı bir kere. Belki hedefi tutturamam ama, yakınına düşsem de kafi. Eminim ki atalarımın bana bıraktığı bu yük ile, hedefe ne kadar yaklaşsam kardır. Ben de birinin atası olduğum zaman, o çoçuklarımız hedefi on ikiden vurur.


Ağustos 2024